![]() |
||
|
T.C. GELİR İDARESİ
BAŞKANLIĞI Büyük Mükellefler
Vergi Dairesi Başkanlığı (Mükellef Hizmetleri
Grup Müdürlüğü) Sayı: B.07.1.GİB.04.99.16.01/2-Muk.73 30/05/2007- 9401 Konu:Kartlı tahsilat projesi kapsamında şirket adına kayıtlı pos cihazı
kullanılarak bayilerin müşterilerinden yaptıkları tahsilatları firmaya olan borçlarına temlik edilmesi halinde yapılan
tahsilatların Katma Değer Vergisi Beyannamesinde gösterilip
gösterilmeyeceği, söz konusu tahsilat ve ödemelerin banka yoluyla yapılmış sayılıp sayılmayacağı. ……………………... İlgide
kayıtlı dilekçenizde; Kartlı Tahsilat Projesi
kapsamında şirketiniz ile bayilik sözleşmesi imzalayan gerçek ve tüzel kişilerin
(plasiyerlerin) şirketinizden satın aldıkları ürünleri sattıklarında
alacaklarını şirketinize ait pos cihazları ile tahsil edecekleri, bu
tahsilatların plasiyerlerin cari hesabına alacak kaydedilmek suretiyle
şirketinize olan borçlarına temlik edileceği belirtilerek; yapılan bu tahsilat
ve ödemelerin banka yoluyla yapılmış sayılıp sayılamayacağı, kredi kartı ile
yapılan bu tahsilatların katma değer vergisi beyannamesinde gösterilip
gösterilmeyeceği hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. Bilindiği
üzere, kredi kartları günümüzde kredi sağlama, nakit taşıma riskinden kurtulma
ve belirli vade/vadeler sonunda ödeme imkanına sahip
olma gibi avantajları nedeniyle, gerek tüketiciler ve gerekse emtia satışında
veya hizmet sunumunda bulunan işletmelerce tercih edilen bir ödeme aracı olup,
POS cihazları kredi kartı ile yapılan tahsilatlarda banka ile bağlantıyı
sağlayan bir araçtır. Kredi
kartı ile emtia satışı veya yapılan tahsilatların
banka kayıt sisteminden geçiyor olması, işletmeler açısından düzenli muhasebe
uygulamalarına imkan sağlarken, oto kontrol imkanı vermesi açısından da
satışların denetimini kolaylaştırmaktadır. Diğer
taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257/2 maddesiyle; Maliye
Bakanlığına, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat
ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince
düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun
kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme konusunda yetki
verilmiştir. Ekonominin
kayıt altına alınması sürecini başlatan bu düzenleme ile, ticari işlemler ve finansal hareketlerin
taraflarının izlenmesi ve vergiyi doğuran olayların mali kurumların kayıt ve
belgeleri yardımıyla tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Konuyla ilgili ilk düzenleme
320 Seri No lu
V.U.K Genel Tebliğinde yapılmış olup; Söz konusu tebliğin “ Tevsik
Zorunluluğunun Kapsamı, İşlem Tutarı ve Başlangıç Tarihi” başlıklı 3.bölümünde; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı
basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest
meslek erbabı ile vergiden muaf esnafın kendi aralarında yapacakları ticari
işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye'de mukim olmayan yabancılar hariç)
mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 5.000.000.000.-Türk Lirasını ( 332
Seri Nolu V.U.K. Tebliğiyle 8.000.000.000TL olarak
belirlenmiştir.) aşan tahsilat ve ödemelerinin 01/08/2003 tarihinden itibaren
banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca
düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile
tevsiki zorunludur. Tespit edilen tutarın altında kalan tahsilat
veya ödemelerin banka veya özel finans kurumları aracılığıyla yapılması
ihtiyaridir.
Tespit edilen tutarı aşan
avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki
zorunludur. Tespit edilen tutarın üzerinde
kalan işlemlerin tevsik zorunluluğundan kaçınmak amacıyla parçalara ayrılması
kabul edilmeyecek, aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemler tek
bir ödeme veya tahsilat kabul edilecektir.”
denilmektedir. Yine
konuya ilişkin olarak
323 Seri Nolu V.U.K Genel Tebliğinin “Tahsilat ve ödemelerin yapılacağı aracı kurumlar” başlıklı
3.bölümünde; “Ödeme
ve tahsilatların banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve
bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim
cetvelleri ile tevsiki zorunludur. Tespit edilen tutarın altında kalan tahsilat veya ödemelerin banka veya özel finans kurumları
aracılığıyla yapılması ihtiyaridir. Posta
ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, (PTT) aracılığıyla yapılacak tahsilat ve ödemeler de tevsik kapsamına alınmıştır. Yukarıda
belirtilen kurumlar aracı kılınmak suretiyle; havale, çek, kredi kartı ve bu
kurumlar aracılığıyla tahsil edilen senetler gibi bankacılık araçları
kullanılarak yapılan ödemeler ve tahsilatlar karşılığında dekont
veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden tevsik edilmiş sayılacaktır.
Banka ve özel finans kurumlarının internet şubeleri üzerinden yapılan
işlemlerde aynı kapsamdadır.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Öte yandan; 3065 Sayılı Katma Değer
Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; Türkiye’de ticari,
sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim
ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu; 10’uncu maddesinde ise;
vergiyi doğuran olayın, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi
veya hizmetin yapılması, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce
fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde bu belgelerde gösterilen
miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi anında
meydana geleceği hüküm altına alınmıştır. Yine aynı Kanun’un 20’inci
maddesinde ise teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin,
karşılığını teşkil eden bedel olduğu hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, 26.06.2001 tarih ve 24447
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 83 Seri Seri No.lu
Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin “3. Ödemesi Kredi Kartı ile Yapılan
Teslim ve Hizmet Bedellerinin Beyanı” başlıklı bölümünde; “Gerçek usulde
vergilendirilen mükelleflerin kullandığı 1 numaralı katma değer vergisi
beyannamesinde 65 inci satır olarak "Kredi Kartı Karşılığı Yapılan Teslim
ve Hizmetleri Teşkil Eden Bedel" satırı ihdas edilmiş ve Haziran 2001
döneminden itibaren kredi kartı ile yapılan teslim ve hizmet bedellerinin bu
satırda beyan edilmesi uygun görülmüştür. Bu satıra ait dipnotta, (6) No.lu satırda beyan
edilen toplam bedel içinde kredi kartı ile yapılan satışlara ilişkin tutarın
yazılacağı açıklanmıştır. Ancak kredi kartı ile yapılan satışlar arasında
farklı vergi oranına tabi teslim ve hizmet bedelleri ile vergiye tabi olmayan
veya vergiden istisna edilen işlem bedelleri de bulunabileceğinden, bu satıra
kredi kartı ile yapılan satışların, varsa vergi dahil
brüt tutarı yazılacaktır.” açıklaması yer almaktadır.
Benzer konuda, Bakanlık Makamının
07.05.2002 tarih ve 20645 sayılı yazılarında; “ KDV beyannamesinin 65.satırında istenen bilgi,
verginin tarh ve tahakkuku ile ilgili olmayan denetim amaçlı bir bilgidir.
Burada vergiyi doğuran olay vuku bulsun bulmasın belirli bir dönemde, kredi
kartı ile yapılan tahsilatlar gösterilecektir. Bu
satırda yer alan tutarların 6.satırındaki bilgi ile uyum göstermemesi ve vergi
dairesince bu hususun mükelleften sorulması halinde, kredi kartları ile yapılan
tahsilatların üzerinden vergi hesaplanmayan avans
ödemelerinin veya vergisi önceden beyan edilmiş işlemlerin sonraki taksitlerine
ait olduğu mükellef tarafından “izah” gerekçesi olarak belirtilebilir. Bu izah
yeterli görülmediği taktirde gerekli işlemlerin
yapılacağı tabiidir.” denilmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; 1- Plasiyerlerin firmanızdan aldıkları ürünleri müşterilerine (bakkal
ve marketler) satışlarını müteakip, ürün bedellerinin tahsilinin şirketiniz
adına kayıtlı POS cihazları ile kredi kartı kullanılmak suretiyle doğrudan
şirket hesabına aktarılması durumunda, yapılan bu tahsilatlar
hesap bildirim cetvelleri ile belgelendirileceğinden, banka aracılığı ile yapılmış kabul edilecektir. Ayrıca, 324 Seri Nolu
V.U.K. Genel Tebliğinde yer alan açıklamalardan; tevsik kapsamında olan tahsilat
ve ödemelerin tutarının 8.000.000.000.-Türk lirasını aşmasının yeterli olacağı,
bu bedelin farklı tarihlerde ödenmesinde her bir ödemenin tahsilat ve ödemenin
yapılacağı kurumlardan geçirilmesi gerekeceği, dolayısıyla fatura bedelinin 8.000.000.000 TL yi aşması halinde
konunun tevsik kapsamı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği farklı tarihlerde
parça parça kasadan ödeme yapılmaması gerektiği,
fatura bedelinin banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla ödenmesi
gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre fatura bedelinin 8.000,00 YTL’yi aşması halinde tahsil ve ödemelerin tutarı bu
miktarın altında kalsa dahi banka, özel finans kurumu veya PTT aracılığıyla
yapılması gerekmektedir. Ayrıca, şirketinizce aynı müşteriye
farklı tarihlerde gerçekleştirilen mal ve hizmet satışları sonucunda yapılan
ödemelerin ayrı ayrı 8.000,00 YTL’nin
altında olması durumunda bu satışların toplam miktarı dikkate alınacak ve her
bir ödeme, 8.000,00 YTL’nin altında kalsa da bu
ödemelerin söz konusu mevzuat kapsamında tevsik edilmesi gerekecektir. 2- Bayilerin şirketinize olan
borçlarını her birinin müşterilerinden olan alacaklarını temlik etmek suretiyle
ödeneceğine dair sözleşme bulunmak kaydıyla firmanız adına kayıtlı pos
cihazları kullanılarak, müşterilerinden yaptıkları tahsilatlar
katma değer vergisi beyannamesinin verginin tarh ve tahakkuku ile ilgili
olmayan denetim amaçlı bir bilgi içeren “Kredi Kartı ile Tahsil Edilen Teslim
ve Hizmet Bedelleri” satırına yazılmak suretiyle beyan edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, Kredi Kartı ile Tahsil Edilen Teslim ve Hizmet
Bedelleri satırında gösterilen tahsilat tutarlarının Katma Değer Vergisi
beyanları ile uyum göstermemesi nedeninin vergi dairesince sorulması halinde
farklılığın nedeni izah edilecektir.Yapılan izahatlar
yeterli görülmediği takdirde vergi dairesince gerekli işlemlerin yapılacağı ise
tabiidir. Bilgi edinilmesini rica ederim.
Başkan a. |
||